Eğitim ve Araştırma Hastanesinde Dünya Diyabet Günü etkinliği düzenlendi

0
683

Adıyaman Eğitim ve Araştırma Hastanesinde 14 Kasım Dünya Diyabet Günü dolayısıyla bir dizi etkinlik düzenlendi.

Etkinlikte konuşan Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzmanı Dr. Aydın Tuncer Sel, diyabetin hem dünyada hem de Türkiye’de oldukça sık görülen ve hayat boyu süregelen bir hastalık olduğunu hatırlatarak, “Ülkemizde 2022 sonunda diyabetli birey sayısının 9 milyonu geçeceği istatistiki yöntemlerle öngörülmektedir. Kontrolsüz diyabet ve sonrasında gelişen kronik komplikasyonlar hem kişi düzeyinde hem de ülke sağlık ve sosyal güvenlik sistemleri üzerinde büyük yük oluşturmaktadır. Diyabete erken tanı koyarak, diyabeti etkili tedavi ederek ve daha da önemlisi diyabetin oluşmasına neden etmenlerden değiştirilebilir olanlara müdahale ederek bu yükü azaltmak; ulusal sağlık politikaları sayesinde daha mümkün, uzun süreli ve kalıcı olabilir.” ifadelerini kullandı.

Diyabet hastalığının tek tipte olmamakla birlikte her 10 diyabet hastasından 9’unun tip 2 diyabet olduğunu belirten Sel, düzensiz fiziksel aktivitenin olduğu ya da fiziksel aktivitenin olmadığı bir yaşam tarzı, sağlıksız ve yanlış beslenme, genetik yatkınlık, fazla kilolu olmak tip 2 diyabete zemin hazırladığını söyledi.

Dr. Aydın Tuncer Sel

Hareketin arttığı, sağlıklı beslenilen ve kontrollü kilo kaybının sağlandığı kalıcı yaşam tarzı değişikliği tip 2 diyabet gelişmesini yüksek oranda önlediğini veya geciktirdiğini bildiren Dr. Aydın Tuncer Sel, şunları kaydetti:

“Tip 2 diyabet fark edilmezse yıllar içinde yavaş ve sinsi bir şekilde ilerler. Çoğu birey diyabetli olduğunu bilmeden uzun süre geçirmektedir. Tip 2 diyabet tanısı konulduğunda ise diyabetin yol açtığı sorunların çok önceden başlamış olabileceği bilimsel olarak kabul görmektedir. Bu nedenle düzenli sağlık tarama ve kontrolleri ile erken tanı koymak, etkili diyabet yönetiminin sağlanması ve yol açacağı komplikasyonların azaltılması açısından çok önemlidir. Diyabet tanısında gecikme ve sonrasında diyabetin yönetiminin etkin olarak yapılamaması; başta kalp-damar, böbrek ve göz ve sinir uçları olmak üzere her türlü organ ve sistemde ciddi sorunlara yol açmaktadır.

Bu sorunlar koroner arter hastalığı, kalp krizi, kalp yetmezliği, inme, diyaliz ihtiyacına kadar giden böbrek hastalığı, görme kaybına yol açabilen göz-retina hastalığı ve hem sinir hasarı hem de damar tıkanıklığı sonucu ile oluşabilen diyabetik ayak yarası gibi sorunlardır. Her türlü kronik hastalıkta hastanın uyumunun tedavi etkinliğini arttırdığı aşikar olsa da diyabet kadar yönetim ve tedavi sürecine hastanın birebir dahil olduğu ikinci bir hastalık yoktur. Bu bağlamda diyabetli bireylerin eğitimi; erken tanı, tedavi hedeflerine ulaşma ve komplikasyon gelişim sürecini çarpıcı olarak etkilemektedir. Eğitim ile diyabetli bireyler bir taraftan kalıcı ve sürdürülebilir yaşam tarzı değişiklikleri konusunda bir taraftan da süreçte gelişebilecek ani ve uzun süreli sorunlarda erken ve etkili müdahale konusunda farkındalıkları artmaktadır.”

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz