Tutdere’nin “Korku Siyaseti” Kararlara Yansıyor
Yerel yönetimlerin görevi nettir: Vatandaşın hayatını kolaylaştırmak, temel hizmetleri en uygun şartlarda sunmak ve halkın yükünü hafifletmek. Özellikle toplu ulaşım ve ekmek gibi doğrudan vatandaşın cebini ilgilendiren konular, belediyeciliğin en önemli sınav alanıdır.
Ancak Adıyaman’da son dönemde alınan bazı kararlar, bu sınavın pek de başarıyla verilmediğini gösteriyor.
Adıyaman Belediye Başkanı Abdurrahman Tutdere, mensubu olduğu siyasi geleneğin yıllardır dile getirdiği “halkçı belediyecilik” iddiasını pratiğe dökme konusunda ciddi eleştirilerle karşı karşıya. Çünkü uygulanan fiyat politikalarına bakıldığında, belediyenin vatandaşı rahatlatan değil, dengeleri gözeten bir yönetim anlayışı sergilediği görülüyor.
Örneğin toplu taşıma…
Türkiye’nin birçok şehrinde belediye otobüsleri özel taşımaya göre daha ucuzdur. Çünkü belediye toplu taşımayı bir gelir kapısı olarak değil, sosyal hizmet olarak görür. Ama Adıyaman’da tablo oldukça farklı.
Şehir içi minibüslerde öğrenci 15 TL, sivil yolcu 20 TL, kartsız biniş ile ödeme yapan yolcu ise 25 TL ödüyor. Belediye otobüslerinde ise öğrenci 15 TL, sivil yolcu 20 TL.
Yani belediye otobüsü ile minibüs arasında neredeyse hiçbir fark yok.
O zaman sormak gerekiyor:
Belediyenin burada vatandaşa sunduğu avantaj nerede?
Fiyatlar aynı olunca vatandaşın büyük bölümü minibüsü tercih ediyor. Böyle olunca da belediyenin toplu taşımadaki varlığı anlamını yitiriyor. Belediyeciliğin amacı rekabet ederek fiyatları düşürmek ve vatandaşı rahatlatmaktır. Adıyaman’da ise belediye adeta bu rekabetten bilinçli şekilde kaçıyor.
Bu durum ister istemez başka bir soruyu da gündeme getiriyor:
Belediye, minibüs esnafını karşısına almamak için mi bu fiyat politikasını uyguluyor?
Benzer bir tablo Halk Ekmek meselesinde de karşımıza çıkıyor.
Seçim döneminde büyük beklentilerle duyurulan Halk Ekmek nihayet açıldı. Ancak açıklanan fiyat vatandaşta heyecan değil, hayal kırıklığı yarattı. Piyasada ekmek 15 TL’ye satılırken Halk Ekmek fiyatı 12 TL olarak belirlendi.
Aradaki fark sadece 3 lira.
Oysa Türkiye’nin birçok şehrinde Halk Ekmek uygulaması piyasaya ciddi bir alternatif oluşturur ve dar gelirli vatandaş için gerçek bir nefes olur. Adıyaman’da ise ortaya çıkan tablo, sembolik bir indirimden öteye geçmiyor.
Vatandaşın aklına gelen soru açık:
Bu uygulama gerçekten halk için mi yapıldı, yoksa “yapmış olmak için” mi?
Görünen o ki Adıyaman Belediyesi hem fırıncı esnafını hem de minibüsçü esnafını karşısına almamak için son derece temkinli bir politika izliyor. Ancak belediyecilik, herkesi memnun etme çabasıyla yürütülecek bir siyaset değildir.
Bazen karar alırken taraf olmak gerekir. O taraf da her zaman vatandaş olmalıdır.
Bugün Adıyaman’da toplu taşıma ücretleri ve Halk Ekmek fiyatı üzerinden ortaya çıkan tablo, belediyenin risk almayan, kimseyi karşısına almak istemeyen bir yönetim anlayışına işaret ediyor.
Kısacası ortaya çıkan tablo şu:
Halkçı belediyecilik iddiasıyla yola çıkıp, esnaf dengeleri arasında sıkışan bir yönetim…
Ve bu tablo, ister istemez şu soruyu gündeme getiriyor:
Adıyaman’da gerçekten halk mı korunuyor, yoksa kimseyi kızdırmayan bir “korku siyaseti” mi uygulanıyor?



