28 Şubat’ta Ekonomide İnanılmaz Vurgunlar Yaşandı

    0
    139

    Sivil bir inisiyatifle yola çıkarak 28 Şubat post modern darbenin yıl döneminde farklı bir etkinliğe imza atmaya çalışan Adıyaman Genç İmam Hatipliler Platformu (AGİP) üyeleri tüm kesimlere ulaşmaya çalışıyorlar.

    Adıyaman tarihinde bir ilki gerçekleştirerek, 28 Şubat post modern darbenin yıl döneminde ilimizde gerçekleştirecekleri etkinlikle sivil bir duruş sergilemeyi düşünen Adıyaman Genç İmam Hatipliler Platformu (AGİP) üyeleri, tüm kesimlerin fikirlerini alarak, gerçekleştirecekleri etkinliğin hazırlıklarını yapıyorlar.

    “Bankalar boşaltılırken pek çok ocak söndü”

    28 Şubat’ın bin yıl süreceği iddia edilen bir süreç olduğunu söyleyen Radyo Televizyon ve İnternet Yayıncıları Federasyonu (RATEF) Yönetim Kurulu üyesi Celil Kocataş, 28 Şubat post modern darbesi döneminde yaşanan olayları şöyle sıraladı; “On binlerce mağduru ve ekonomiye verdiği milyarlarca liralık zarar hiç unutulmadı ve unutulmayacak. Halk 1995 Genel seçimlerinde partilere tek başına iktidar şansı tanımadı. Uzun süren arayışlardan sonra Çiller ile Erbakan el sıkıştı. Artık başbakan Erbakan’dı. 54’üncü hükümetle birlikte korku senaryoları da bir bir sahnelenmeye başladı. Başrol oyuncuları her gün farklı skandallara imza atıyordu. Korku senaryolarıyla ilgili her gün ekranlarda haberler yapılıyor, gazetelere manşetler atılıyordu. Muhalefet, sendikalar, iş dünyası aynı korkulardan bahsediyordu. O korkunun adı irticaaydı. Olayları fişlemeler takip etti. Akademisyenler, subaylar ve yöneticiler görevlerinden uzaklaştırıldı. Meslek liselerinin ortaokul kısımları kapandı. Bazı öğrencilerin üniversitelere girişi, katsayı uygulaması ile engellendi. Demokrasiye balans ayarı tanklarla yapıldı. Bu çerçevede Ankara Sincan’da tanklarla geçiş yapıldı. En uzun Milli Güvenlik Kurulu toplantısının ardından Başbakan Necmettin Erbakan’a yapılan baskılar iyice arttı.

    O MGK’da “bin yıl sürecek” denilen süreç için önemli bir viraj dönülüyordu. Sonunda 28 Şubatçıların istediği oldu, Başbakan Erbakan istifa etti. Bu istifayla birlikte, korku senaryoları yerini siyaset mühendisliğine bıraktı. Ve Süleyman Demirel, Çiller’e Değil Yılmaz’a hükümeti kurma görevi verdi. Hükümet ortağı DYP’nin Genel Başkanı Tansu Çiller’in başbakan olmasını beklenirken Cumhurbaşkanı Demirel, hükümeti kurma görevini ANAP lideri Mesut Yılmaz’a verdi. Doğru Yol Partisi’nden art arda istifalar gelirken Başbakan Mesut Yılmaz oldu. O süreçte siyasi krizleri ekonomik krizler takip etti. Türkiye ekonomik olarak adeta diz çöktürüldü. Bankalar boşaltılırken pek çok ocak söndü. Yaraları sarmak kolay olmadı” ifadelerini kullandı.

     “AGİP’in 28 Şubat’ta yapacağı çalışmayı canı gönülden destekleyerek, tebrik ediyorum”

    Adıyaman Genç İmam Hatipliler Platformu (AGİP) gibi bir oluşumun Adıyaman’da sivil bir inisiyatifle 28 Şubat post modern darbenin yıl döneminde bir etkinliğe hazırlık yapmasını önemsediğini söyleyen Adıyaman Tütün Platformu Sözcüsü Av. Abdurrahman Tutdere, “Adıyaman Tütün Platformu olarak, 2009 yılında tütün sorunu ekseni etrafında bir emekçilerle araya geldik. Ve günden bugüne bu mücadelemizi sürdürüyoruz. Adıyaman’ın ve ülkemizin bütün sorunlarında insanların duyarlı olması, bir araya gelmesi, hukuk çerçevesinde olayları tartışması için hukuk devletinin demokratik toplum olmanın vazgeçilmez bir unsuru olduğunu ifade ediyoruz. Bu doğrultuda AGİP’in yapmış olduğu çalışmaları önemseyerek, başarılar diliyorum. 28 Şubat post modern darbesi ülkemiz, demokrasimiz ve hukuk devleti açısından gerçekten çok büyük olumsuz sonuçlar doğuran bir dönemdi. Ama benzeri şeyler maalesef günümüzde de devam ediyor. Özellikle yargı üzerinde yapılan tartışmalar, bir takım benzeri olaylar ülke adına tam olarak demokratikleşmediğimizi gösteriyor. Bu konuda bu engellerin aşılması tabii ki bilinçli, hukuka inan insanların mücadelesiyle olacaktır. Bu konuda AGİP’in öncülüğünde halkımız Türkiye’nin geçmiş siyasi hayatına olumsuzluk yaşatmış olan bir olayı enine boyuna tartışma fırsatını elde edecek, insanların aydınlatılmasına katkı sağlayacak. Bu nedenle AGİP’in 28 Şubat’ta yapacağı çalışmayı canı gönülden destekleyerek, tebrik ediyorum. İnşallah Adıyaman’ın yerel sorunları konusunda da aynı hassasiyeti hep birlikte Adıyaman için yürütürüz. Bundan sonraki süreçte de bu mücadelemizi hep birlikte Adıyaman ve ülkemiz adına vereceğiz” diye konuştu.

    “Darbenin her türlüsü ret edilmelidir”

    Darbelerin hiçbir şekilde kabul edilemez bir durum olduğuna dikkat çeken Tüm Köysen Adıyaman Şube Başkanı Ramazan Gökay, “Darbeler bir sosyal kesimin bir diğer sosyal kesim üzerinde bir tahakkümünü sağlamak amacıyla yapılır. Dolaysıyla bu ülkede “darbe var” diyenler sonuçta darbe yapmaya başladılar. Aynı zamanda darbe yapanlar ülkemizin tarım politikasını olumsuz bir biçimde etkilemeye çalıştılar. Ülkemizin yer altı ve yer üstü zenginliklerini yabancılara teslim etmenin bir diğer yolu da darbe yaparak, bu işleri gerçekleştirmektir. Böylelikle darbeler ezilen, soyulan, sömürülen işçi sınıfına ve emekçi kesimine yapılan eylemlerdir. Bu nedenle hiçbir şekilde darbeler savunulamaz.28 Şubat darbesinin altında ekonomik nedenler vardı. 28 Şubat darbesi yapılırken, sanayi kesimi tavsiye edilerek, globalleşen sermaye yani uluslar arası sermaye getirildi. Darbenin hangi biçimde gerçekleştiği önemli değildir. Belirleyici olan ekonomik öznedir. Bu ekonomik çıkarlar etrafında kümelenen kesimler darbe yapmaktalar. Bu anlamda darbenin her türlüsü ret edilmelidir” şeklinde konuştu.

    “28 Şubat’ta en büyük rolü medya üstlendi”

    28 Şubat yargılamasında zincirleme tahliyelerin, sanıkların mahkemedeki meydan okuyan tavırların sürdüğünü, iddianamedeki belgeler ve tarihe geçen olaylarla postmodern darbe demokrasi tarihinde ‘kara bir leke’ olarak varlığını sürdürdüğünü belirten Adıyaman Genç İmam Hatipliler Platformu (AGİP) Sözcüsü Av. İshak Yılmaz, şöyle dedi; “Karargah üretimli haberler, andıçlar, fişlemeler, işten atmalar, tasfiyeler, sermaye infazları, boşaltılan bankalar, ikna odaları, yürüyen tanklar, organize eylemler, apoletli gazeteciler, brifingçi yüksek yargısıyla 28 Şubat, seçilmiş bir iktidarın postmodern darbeyle devrildiği bir ilk olarak tarihe geçti. İrtica bahanesiyle Türkiye’nin sosyal ve kültürel yapısıyla oynandı, ekonomide  inanılmaz vurgunlar yaşandı. 30 Ocak 1997’de Ankara’nın Sincan ilçesinin belediye başkanlığının düzenlediği Kudüs gecesini bahane eden darbeciler, Sincan’da tankları yürüttü.   Dönemin Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Güven Erkaya, Sincan’da tank yürütülmesi için nasıl bir çalışma yaptıklarını daha sonra şöyle anlatıyor; “Bir MGKtoplantısından sonra Genelkurmay’da Kara Kuvvetleri Komutanı Hikmet Köksal ve Genelkurmay İkinci Başkanı Çevik Bir paşalarla bir araya geldik. Ne yapacağımızı konuştuk. Hikmet Paşa, ‘Ben Genelkurmay Başkanı’nın da emrini alıp tank birliklerini Sincan’dan geçirterek eğitim alanına oradan gönderirim.” Refah Partisi ve DYP koalisyonuyla kurulan Refahyol hükümetini 17 Haziran 1997’de istifaya götüren 28 Şubat sürecinin startı Kasım 1996’da başladı. Refahyol’un iktidara geldiği 1996’dan itibaren zemin çalışmaları başladı. Genelkurmay Psikolojik Hareket Dairesi’nden yapılan ‘irticayla mücadele’ planları, sistematik olarak medya üzerinden servis edilerek uygulamaya geçildi. Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Güven Erkaya’nın, 22 Aralık 1996’da dönemin Hürriyet Genel Yayın Yönetmeni Ertuğrul Özkök’e verdiği röportajda söylediği, “Bu kez sivil kuvvetler halletsin” ifadesi postmodern darbe sürecini özetliyor. Bu açıklamadan kendine vazife çıkaran başta bazı STK’lar ve sendikalar olurken, 28 Şubat’ta en büyük rolü medya üstlendi. Özellikle merkez medya, gönüllü olarak bu psikolojik harekâtın parçası oldu.”

     

    AG¦-P Ziyaretler (2)

    CEVAP VER

    Lütfen yorumunuzu giriniz!
    Lütfen isminizi buraya giriniz