Adıyaman; Kommagene uygarlığından Roma’ya, Selçuklu’dan Osmanlı’ya uzanan köklü geçmişi, eşsiz doğal güzellikleri ve yüzlerce yıllık kültür varlıklarıyla adeta açık hava müzesi niteliğinde bir şehir. Ancak bu zenginliğin ne kadarı korunuyor, ne kadarı ise sessizce yok oluyor?
Adıyaman’ın farklı bölgelerinde, kimi zaman köylülerin, kimi zaman çobanların, kimi zaman da bölgeyi gezen vatandaşların dikkatini çeken tarihi yapılar, kamuoyunun gündemine geliyor. Fakat bu yapıların ortaya çıkarılması, bilimsel olarak araştırılması, kayıt altına alınması ve korunması noktasında ciddi soru işaretleri bulunuyor.
Bunun son örneklerinden biri ise Eski Kahta Kalesi’ne oldukça yakın bir noktada bulunan ve yıllardır kaderine terk edildiği belirtilen tarihi yapı.
Kilise mi, nöbetçi kulesi mi?
Bölgedeki vatandaşların ve ziyaretçilerin dikkatini çeken yapının niteliği konusunda farklı değerlendirmeler bulunuyor. Kimi bu yapının eski bir kilise, kimi ise stratejik konumu nedeniyle nöbetçi kulesi olabileceğini değerlendiriyor.
Ancak asıl dikkat çekici nokta şu:
Yapının gerçek kimliği hâlâ yeterince araştırılmış değil.
Bilimsel bir inceleme yapılmadan yapının ne olduğuna ilişkin kesin hüküm vermek mümkün değil. Tam da bu nedenle, bölgedeki tarihi yapıların uzmanlar tarafından incelenmesi, belgelenmesi ve koruma altına alınması büyük önem taşıyor.
Fakat yapı, bu araştırmalar yapılırken bile zamana karşı yarışıyor.
Definecilerin tahribatı, zamanın yıkımı
İddiaya göre tarihi yapı, yıllardır bakımsızlık nedeniyle ciddi şekilde yıpranırken, define aramak amacıyla yapılan kaçak kazılar da yapıya zarar veriyor.
Tarihi bir yapının birkaç metre altında ne olduğu merak edilirken, aslında yapının kendisi gözlerimizin önünde yok oluyor.
Definecilerin açtığı çukurlar, taşların yerinden sökülmesi ve doğal koşulların oluşturduğu tahribat bir araya geldiğinde, bugün ayakta olan bir tarihi eserin yarın yalnızca birkaç fotoğrafının kalması ihtimal dahilinde.
Ve burada sorulması gereken soru çok açık:
Bir tarihi yapının yok olması için tamamen yıkılması mı gerekiyor, yoksa zamanında müdahale edilmemesi de bir kayıp değil mi?
Adıyaman’da tarih neden vatandaşın keşfine bırakılıyor?
Adıyaman’ın dört bir yanında tarih var.
Ancak zaman zaman karşımıza çıkan tablo düşündürücü:
Bir tarihi noktayı çoban fark ediyor.
Bir başka yapıyı köylü gösteriyor.
Bir diğerini gezgin veya fotoğrafçı gündeme taşıyor.
Sosyal medyada paylaşılan görüntüler sayesinde kamuoyu tarihi yapılardan haberdar oluyor.
Peki, bu yapıların bilimsel araştırmasını kim yapacak?
Tescil süreçlerini kim takip edecek?
Koruma tedbirlerini kim alacak?
Ve en önemlisi, henüz keşfedilmemiş kaç tarihi yapı daha kendi kaderine terk edilmiş durumda?
Kurumlar harekete geçmeden tarih daha ne kadar bekleyecek?
Adıyaman İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü başta olmak üzere ilgili kurumların görevi yalnızca bilinen tarihi eserleri tanıtmak değil; aynı zamanda yeni tespit edilen kültür varlıklarının araştırılması, belgelenmesi, tescil süreçlerinin yürütülmesi ve korunmasına yönelik çalışmaların yapılmasını sağlamak.
Bu nedenle kamuoyunun beklentisi oldukça basit:
Yeni keşfedilen tarihi alanlar ihbarlarla, sosyal medya paylaşımlarıyla veya vatandaşların ısrarıyla gündeme gelmemeli.
Adıyaman gibi tarihi zenginliği son derece yüksek bir kentte sistematik saha araştırmalarının artırılması, yeni kültür varlıklarının tespit edilmesi ve koruma süreçlerinin hızlandırılması gerekiyor.
Çünkü tarih, yalnızca müzelerde sergilenen eserlerden ibaret değil.
Bazen bir dağın yamacında, bazen bir köyün yakınında, bazen de yıllardır kimsenin dönüp bakmadığı taş bir yapının içinde saklı.
Bugün araştırılmazsa yarın çok geç olabilir
Eski Kahta Kalesi’nin yakınındaki bu yapı, belki bir kilise, belki bir gözetleme noktası, belki de bölgenin tarihine ışık tutacak bambaşka bir yapı.
Bunu ancak uzmanların yapacağı bilimsel araştırma ortaya çıkarabilir.
Ancak araştırma yapılmadığı sürece yapı definecilerin tahribatına, bakımsızlığa ve zamana yenilmeye devam edecek.
Adıyaman’ın tarihi, vatandaşların tesadüfen keşfettiği eserlerden ibaret olmamalı.
Şehrin toprağının altında ve dağlarının eteklerinde bulunan kültürel mirasın ortaya çıkarılması için daha fazla saha çalışması, daha hızlı tescil ve daha güçlü koruma gerekiyor.
Aksi halde yıllar sonra şu soruyu sormak zorunda kalabiliriz:
“Adıyaman’da böyle bir tarihi yapı vardı da neden zamanında sahip çıkılmadı?”
Ve o gün geldiğinde, kaybolan yalnızca birkaç taş olmayacak.
Adıyaman’ın binlerce yıllık tarihinden bir parça daha sonsuza kadar kaybolmuş olacak.



