Deprem bölgesindeki yerel siyaset ve siyasi aktörler nasıl olmalı?

0
523

AK Parti eski Milletvekili Mehmet Metiner, Yenişafak Gazetesi’ndeki köşe yazısında 31 Mart 2024’te yapılacak yerel seçimlerde aday belirlemenin önemine ilişkin bir makale ele aldı.

Belediye seçimleri yaklaşıyor. Şimdiden ben varım diyenlerden geçilmiyor ortalık. Nam olsun için ben varım diyeninden tutunuz da hiçbir özelliği ve gücü olmadığı halde kendinde güç vehmeden siyaset simsarlarına varıncaya kadar bir dizi insan sıraya girmeye başladı bile. Milletvekilliği olmadı belediye başkanlığı niçin olmasın diye bir de şansını bu şekilde denemek isteyenler de cabası. Hangi seçim olursa olsun o vakit gelip çattığında mutlaka adaylık başvurusunda bulunmayı adet haline getirmiş o kadar çok insan var ki!

Hâlâ isminin altına bilmem kaçıncı dönem milletvekili aday adayı yazan kişiler gördüm. Kartvizitlerinde bunu yazanların sayısı azımsanmayacak ölçüde fazla… Onlardan daha fazla sayıda olanlarsa listeye aday olarak girip seçilemeyenler… Onların kartvizitlerinde veya sosyal medya hesaplarında yazılı olarak durur bu… Milletvekilliği olmadıysa belediye başkanlığı, o da olmadıysa muhtarlık.. İlle de bir şey olma sevdası…

Deprem bölgesindeki illerden gelen bu yöndeki haberleri duydukça şahsen üzülüyorum. Siyasetten önce memleket adına üzülüyorum. Sırf bir koltuğu olsun diye şimdiden Ankara’da kapı aşındıranların, yerelde de kulis faaliyetleri sürdürenlerin varlığı sahiden üzücü. Nasıl bir sevdadır bu arkadaş anlamak güç. Memlekette belediye binası kalmamış. Yerle yeksan olmuş depremde. Bütün binalar yerde. İnsanların oturacak evleri yok. Altyapı yok. Su yok büyük ölçüde. Konteynerlerde süren çileli hayatlar. Sayılamayacak kadar çok sorunlar. Telafisi hayli zaman alacak acılar.

Fukaralık. Ortada bir şehir yok, şehir ama mebzul miktarda aday adayları şimdiden fink atmaya başlamış bile. Şimdiden kendini aday olarak görenler. Adaylığı kendilerinde bir hak olarak görenler. Hatta belediye başkanlığı pozlarında afralar-tafralar, görev ve rol dağıtmalar.

Güçlerini artık kimden ve nereden alıyorlarsa… “Milletvekili adayıyıydım, herkesten çok çalıştım, seçilemedim, bana vermeyecekler de kime verecekler!” diye dolanıp duranlar. O şehrin efendisi olarak kendilerini görenlere sırtını yasladığı için aday gösterileceğine kesin gözüyle bakanlar.

Belirli güçlü çıkar gruplarının şimdiden adamı olarak piyasa yapanlar. Halk mı? Kimin umurunda.

Halkın bu devasa sorunlarının nasıl çözüleceğini dahi bilmedikleri halde hangi cesaretle şehrin belediye yönetimine talip olduğunu anlamakta zorlandığımız insanların varlığı siyaset kurumu adına da ziyadesiyle üzücü. Halkta hiçbir karşılığı olmayanların yereldeki siyasi ve ekonomik güç odaklarına yaslanarak kendilerini var etme uğraşlarının adının “dava” ve “hizmet” olarak sunulması ise çelişkilerin en yamanı!

Şehri için tuttuğunu koparacak bir siyasi güce ve iradeye sahip olmadığı halde kendini memleketin sahibi olarak görenlerin asıl güç sahipleri karşısında nasıl süklüm püklüm durduklarını gördükçe sorası geliyor insanın: Hangi güçle halkı temsil edeceksin ve halkın sorunlarının çözümü için gerekirse gök kubbeyi aşağı indireceksin?

MEHMET METİNER

***

Başka illeri bilmem ama depremi en derinden en yıkıcı biçimde yaşayan iller için söyleyeyim: Seçilecek belediye başkanları halk nezdinde sevilip sayılan, sadece ve yalnızca hizmeti önceleyen, şehrin yeniden imarı ve ihyası için odaklanan kişiler olmalı. Bu anlamda şehirdeki birlikteliğin de sembolü olmalı.

Deprem illerinde seçilecek belediye başkanları güçlü ve saygın olmalı. Ankara’yı gerekirse kendi iline getirebilecek ve bir telefonuyla bürokratik mekanizmaları harekete geçirebilecek siyasi kudrette olmalı.

Deprem illerinin yeniden inşası ve ihyası için yerelde belediye başkanının şahsında partiler üstü bir ittifak sağlanabilmeli. Daha doğrusu, belediye başkanı, bu ittifakı sağlayabilecek güçte ve saygınlıkta olmalı. Partili aidiyet yerine partiler üstü ittifakın sembolü bir isim olarak yerel topluluğun gücünü arkasına alarak yalnızca şehrinin inşa ve ihya sürecine odaklanmalı.

Değilse bir beş yıl heba olur gider. Hükümetle uyum çok önemli. Deprem bölgesindeki şehirlerimize seçilecek belediye başkanları iki şeye önem vermeli: Hükümetle uyumlu çalışmaya ve yerelde de güçlü ve yaygın bir partiler üstü siyasi ittifak çatısı oluşturmaya.

Diyeceğim o ki, deprem bölgesindeki şehirlerimizin inşa ve ihyası için hükümetle uyumlu belediyeler olmazsa olmaz öneme sahip.

AK Partili belediye başkanları sadece hükümetin öngördükleriyle yetinmemeli. Şehirleri için geliştirdikleri projelerin hayat bulması için de hükümet nezdinde tuttuğunu koparan bir siyasi iradeye ve girişimciliğe sahip olmalı.

Halkın ve memleketin çıkarlarını kendi partili aidiyetinin üstünde görmeli.

Kendi şehrinde halkı kendi şahsında bütünleştiren güçlü bir siyasi aktör olmalı. Dahası ve en önemlisi, partiler üstü bir siyasi ittifak sistemini şehrin inşası ve ihyası ekseninde oluşturabilmeli.

***

Deprem bölgesindeki illerin siyaseti de, siyasi aktörleri de farklı olmalı. Acılar orada ortak. Siyaset ortak acıları dindirecek bir anlayış ve üslupla yapılmalı. Herkesi sevgiyle kucaklayan ve herkesi sürece katan bir siyasi anlayış üzerine oturan bir yeni siyasi hattın inşası şart. Şehirler yeniden nasıl inşa ediliyorsa oralarda bu yeni siyaset anlayışı da güçlü bir biçimde inşa edilmeli.

O yüzden şehrin emini olacak belediye başkanları makul çoğunluğun gönlünde taht kuracak birileri olmalı. Emin sıfatını haiz olmalı. Şehri partiler üstü bir anlayışla tutmalı ve yönetmeli. Partici mülahazalarla hareket edip yeni acıların ve yarıkların oluşmasına sebebiyet vermemeli.

***

Yerel siyasi oligarkların ve çıkar gruplarının emrindeki kişiler şayet belediye başkanları olurlarsa sadece kendini seçtirenleri memnun eden ama halkta derin memnuniyetsizler açarak şehre de kaybettiren bir süreç ortaya çıkar ki bundan partileri de zarar görür, siyaset kurumu da.

O yüzden kendi iradesi olan, güçlü temsil yeteneğine sahip, tuttuğunu koparabilen, halkın çıkarlarını her şeyin üstünde tutan, şehrin inşa ve ihyasına yalnızca odaklanan, şehirde yaşayan herkesi ayrımsız kucaklayan, partiler üstü bir ittifak sağlayarak toplumsal barışın inşasına da katkı sağlayan, emin sıfatını haiz ve hükümetle uyumu güçlü olan kişiler belediye başkanları seçilirse hem deprem bölgesindeki illerimiz çabuk ayağa kalkar, hem de yeni bir siyasetin örnek modelleri ortaya çıkar.

****

AK Parti’nin deprem bölgesindeki aday seçimine asıl bu kriterler temelinde yaklaşması gerektiğine inanıyorum. Gayrısı yeni bir siyasi deprem anlamına gelir ki bir 5 yıl bunun yıkıcı sonuçlarıyla uğraşır dururuz. Yerel topluluğun da bu kriterlere uygun adayların arkasında sımsıkı durduğunu göstermesi hayati öneme sahip. Tahminim o ki bu kriterlere uygun aday seçimi yapılmazsa, kimi gösterirsek seçilir anlayışıyla hareket edilirse, hele de halkta karşılığı olmayan kifayetsiz muhterisler aday gösterilirse, yerel topluluğun tercihi de farklı olacaktır biline!

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz