Üç-dört kişi sahipsiz Adıyaman’ın sorunlarını gündeme taşımaya çalışıyoruz ama bu durum kimsenin umurunda bile olmuyor. Yazıyor, çiziyoruz ama değişen bir şey olmuyor olmayacakta.
Önce vicdan sonra kamuoyuna karşı sorumluk duygusu ile yine de yazdırmaya devam ediyoruz, yazacağız da.
Adıyaman tarihi “Depremden önce” ve “Depremden sonra” olmak üzere ikiye ayrıldı.
Aslında “Sahipsiz, hiçbir şey yok” diye depremden önce ağlayıp sızlanıyorduk ama çok şeyimiz varmış da kıymetini bilmemişiz. Şükredecek çok şey varmış ama şükür bile etmemişiz.
Şükretmeyen, açgözlülüğümüz depremden sonrada devam etti. Önceden 5+1 daireleri küçük bulanlar şimdi 21m2 konteynerlarda yaşam mücadelesi veriyor. Aslında konumuz bu değil ama giriş bizi nerelere getirdi?
Başka bir yazıda deprem bizleri fabrika ayarımızı nasıl ortaya çıkardı onu elle alalım.
Bu ülkenin başına ne geldiyse liyakatsiz seçilmiş ve atanmışlardan geldi. Hakketmeyenlerin hakketmediği koltukları işgal etmeleri, felaketlerin bilançolarını büyüttü.
AFAD, 2021’de Adıyaman için 156 sayfalık deprem raporu hazırlamış, bütün kurum ve kuruluşlara gönderilmiş. Rapora göre olabilecek depremin büyüklüğü 7.4 olarak hesaplanmış.
Google “AFAD Adıyaman deprem raporu” yazarak, raporu mutlaka okumanızı tavsiye ediyorum. Raporda yazıldığı üzere büyük bir deprem, bağıra bağıra ‘geliyorum’ demiş ama kimse duymamış bu çığlığı.
Başta atanmış ve seçilmişler olmak üzere hepimiz olayın ciddiyetini kavrayamamışız. Neden önlem almamışız, neden deprem gerçeği ile hareket etmemişiz anlamıyorum.
Sosyal medyada 23.03.2005 tarihli Posta Gazetesinde Gülçin Üstün imzalı bir haber gördüm.
Dönemin Bayındırlık ve İskan Bakanı merhum Zeki Ergezen, “Kısal kesimdeki bir ilimizde olacak 5.9’luk depremde binaların %72’si yıkılacak. Panik olmasın diye bu ilimizi açıklamıyoruz.” demiş.
Haberin devamında da “Bu kentin Adıyaman olduğu anlaşıldı” deniliyor. Raporun kamuoyuna açıklanmayan bölümünde, en yüksek riski Adıyaman’ın taşıdığı, olası depremde bu ilin kırsal kesimdeki binaların %72’sini yıkılabileceği belirtiliyor.
Adıyaman’da binaların büyük çoğunluğu depreme dayanıklı olmadığı vurgulanıyor.
Yani 18 yıl önce dönemin Bayındırlık ve İskan Bakanı Zeki Ergezen, 6 Şubat tarihindeki depremi işaret etmiş;
“O kent Adıyaman”
2021’de de AFAD’ın Adıyaman için hazırladığı 156 sayfalık deprem raporunu kimse ciddiye bile almamış!
Raporda her şeyi en ince ayrıntısına kadar yazarak, oluşacak korkunç tablo ortaya konulmuş.
Şimdi sorsak ne olacak ama yine de soralım.
Neden o günden bugüne yetkililer bu raporları ciddiye almadı?
Neden yetkililer bu kadar kritik, fay hatları arasında, deprem bölgesinde 70 yılda 20 imar barışı çıkardı?
Neden yetkililer oturduğu koltuğun hakkını vererek görevlerini yapmadı?
Yüzlerce neden sorusu var ama hepsi cevapsız kalacak.
Binlerce insan sizlerin ihmalkarlığı yüzünden korkunç bir şekilde vefat etti.
Binlerce insan kollarını bacaklarını kaybetti.
Binlerce insan depremin ardından 10 ay geçmesine rağmen hala hastane köşelerinde tedavi arıyor.
Milyonlarca insan ömür boyu atlatamayacağı bir travma ile yaşadı. Bedeli ölçülemeyecek kayıplarımızın yanında milyarlarca dolar milli servetin hebası ve daha neler neler?
Bunların hepsi LİYAKATSIZ insanların katkı ve destekleriyle oldu.
Seçtiğimiz veya atananlar liyakat sahibi olmayınca korkunç gerçeklerden kaçamadık. Liyakatsiz atananların, sosyal medyada paylaştıkları 1-2 kare fotoğrafla “hizmet ediyoruz, çalışıyoruz, uçuyoruz, kaçıyoruz” diye gözümüze soktukları yalanlar Adıyaman’a çok zarar verdi.
Kapınıza gelen garibanı kabul etmediniz, siyasi kimliği olanları kapıda beklediniz. Siyasilerin yakınlarına el pençe hizmet, yalakalık sizlerin o koltukta oturma süresini artırdı.
Siyasilerin, “Benim adamım olsun” diye liyakat sahibi olmayan eşini, dostunu, akrabasını koltuğa oturtma sevdası sona ermedikçe bu ülke düzelmez.
Eşiniz, dostunuz, akrabanız yine koltuk sahibi olsun ama liyakat sahibi olsun, bilgi-birikim-donanım sahibi olsun. Uzayan kol sizden olsun ama hak etsin.
Başımıza ne geldiyse liyakatsiz, donanımsız adamların koltuk sahibi olmasıyla geldi. Başımıza gelenden bir ders mi aldık?
Maalesef aynı tas aynı hamam, bizi daha kötü günler bekliyor.
Allah, bu milletin yardımcısı olsun.



