Kılınç: “Madde Kullanımı İçin En Riskli Yaş Grubu Ergenlik Dönemi”

    0
    115

    Adıyaman Tabip Odası Başkanı Süleyman Kılınç, “Madde kullanımı için en riskli yaş grubu ergenlik dönemi” dedi.

    Kılınç, yaptığı açıklamada, bağımlılığın, herhangi bir maddenin tedavi amacı olmaksızın ve fizyolojik bir ihtiyaca cevap vermeden giderek artan miktarlarda kullanılması olduğunu söyledi.

    Bağımlılık yapan maddeler denildiğinde genel olarak yaşamı sürdürme
    k için gerekli olmadığı halde, keyif verici özellikleri nedeniyle tüketilen ve kullanıcılarda bedensel, ruhsal, davranışsal ve bilişsel değişikliklere yol açan merkezi sinir sistemi üzerinde sahte bir “iyi oluş ”hali oluşturan tıp içi ve tıp dışı unsurlardan oluştuğunu vurgulayan Kılınç, her ne kadar bağımlılık davranışı bireyin özgür iradesi ile başlamış ise de, bireyin özerkliğinin zaman içinde ortadan kalktığına dikkat çekti.

    Bağımlılığın gelişmesiyle birlikte ortadan kalkmaya başlayan özerkliğin, bireyin daha önce dağarcığında bulunmayan yeni tür tutum ve davranışlar edinmesine yol açtığının altını çizen Kılınç, “Maddeyi sağlamak, kullanmak ya da bırakmak için büyük zaman harcama, madde kullanım nedeni ile sosyal, mesleki ve kişisel etkinliklerin azalması veya bırakılması; madde kesildiğinde veya azaltıldığında yoksunluk belirtilerinin ortaya çıkması; fiziksel veya ruhsal problemlere rağmen madde kullanımını sürdürmek madde bağımlılığının temel öğeleri arasındadır. Önemli bir toplum sağlığı sorunu olan madde bağımlılığı ile ilgili son yıllarda tüm Avrupa ülkelerinde ve ülkemizde ergenler ve gençler arasında uyuşturucu madde kullanımında bir artış söz konusudur” diye konuştu.

    – BAĞIMLILIKTA ERGENLİK SORUNU

    Madde kullanım sorunu bireyin yaşadığı problemlerden kaynaklanan iç sıkıntısını ve kaygısını gidermek için başlıyor gözükse de,  gelişen ‘bağımlılık süreci’ kısa bir süre sonra kendi başına diğer tüm sorunların toplamından daha önemli olmaya başladığını belirten Kılınç, şöyle devam etti:

    ” Zira madde bağımlılığı sorunu yalnızca madde kullanan bireyi değil,  o bireyin içine doğduğu aileyi, yaşadığı sosyal çevreyi ve nihayet toplumu belli bir süreç içerisinde etkileyen mutlak bir güce sahiptir. Yapılan çalışmalarda madde kullanımı için en riskli yaş grubu  ‘’ergenlik dönemi’’ dediğimiz 15-20’li yaşlar arası olarak göze çarpmaktadır. Ergenlik oldukça zor, karmaşık, çalkantılı bir dönemdir. Dürtüsel davranışları artmış olan ergenler kendilerini tehlikeye atmaktan çekinmeyen, risk alıcı davranışlara giren, ailesi ile çatışan bir yapıdadırlar.  Ergenlik aşamasında, kimlik sorununa; grup kimliği aracılığıyla çözüm arayan ergen için ‘Akran Grubu’ hayati önem taşır. Bir sosyal grubun normları arasında madde kullanma davranışı varsa, gruba katılan ya da gruptaki ergenler açısından; maddeyle tanışma ve madde kullanma gibi yerleşik öğrenmeler kaçınılmazdır. Çünkü ait olduğu grubun dışında kalmayı toplumun dışında kalma ile eşdeğer olarak algılamakta ve değerlendirmektedir. Diğer yandan, genç insanlar anne babalarından çok daha fazla şeyi çok daha fazla yaşıyor ve tüketiyor ancak kararlı bir kimlik ve kişilik oluşturmaları çok daha uzun zaman alıyor. Bireyin önünde açılan sonsuz çeşitlilik ortamı, ilişki ve kimlik sorunlarını beraberinde getirmekle kalmıyor, ortaya çıkan bireyselleşme kalabalıklar içinde yalnızlığa, iletişim olanaklarının çokluk ve çeşitliliğine rağmen iletişim güçlüklerine yol açıyor”

    Kılınç, araştırmalara göre, ergenlerde, silah taşıma, suç işleme, kavgaya karışma gibi şiddet içeren davranışlar madde kullanımı ile birlikte görülebildiğini anlatarak, evden kaçma, akademik başarısızlık, intihara teşebbüs, kendine zarar verme davranışı da madde kullanımı ile ilgili olduğunu sözlerine ekledi.

    CEVAP VER

    Lütfen yorumunuzu giriniz!
    Lütfen isminizi buraya giriniz