Adıyaman’da Kadınlardan Mumlu Oturma Eylemi

    0
    69

    Adıyaman’da kadınlar mumla oturma eylemi yaptı.

    Mimar Sinan Kültür Parkı önünde toplanan kadınlar, basın açıklaması yaptıktan sonra, mumla oturma eylemi yaptılar.

    Grup adına açıklamada bulunan Ayşegül Yücetaş, “Ülkenin her yanında ağıtlar yükseliyor,yaşam alanları kuşatılarak çatışma ve katliamlarla, ülke adım adım savaşa sürükleniyor. Gençlerin, yoksulların kanının aktığı, analarımızın gözyaşlarının kurumadığı, haklarımızı geri dönülmez biçimde kaosa sürükleyen bu gelişmelere seyirci kalınamaz” dedi.

    Hükümete eleştiriler yönelten Yücetaş, şunları kaydetti:

    “Haziran seçimlerinden sonra, iktidarını korumak, yeni baskıcı otoriter bir sistem kurmak için savaş ve çatışmalardan medet uman siyasi iktidar içeride ve dışarıda savaş konseptini tırmandırarak yükseltmeye başladı. Buna istinaden de Türkiye’de barış düşmanları, savaşa tapanlar birleşmiş durumdalar. Şunu çok iyi biliyor ve bir kez daha dikkat çekmek istiyoruz ki; Türkiye’de savaş karşıtları birleşmediği, savaşa, çatışmalara, katliamlara, çocuk, kadın, genç ölümlerine, okul, hastane, yurt ve ilçe boşaltmalarına, bir halkın kendi ülkesinde sığınmacı yapılmasına karşı çıkmadıkça barış olmayacaktır. Bugün bu nedenle buradayız savaş,acı,ölüm, gözyaşı ve yıkımdır. demek için, ‘inadına barış demek için buradayız. Barışın sağlanamaması demek, saray’dan alınan icazetle, namluların çocuk, genç, yaşlı, kadınlara çevrilmeye devam etmesi, kıyım ve katliamların artırılması demektir. Kürdistan’da yaşananlar tüyler ürperticidir. Aylardır tanık olduklarımız vahşet boyutlarındadır. Toplam 1 milyon 300 bin kişinin yaşadığı 17 ilçede toplam 55 kez süresiz ve gün boyu sokağa çıkma yasakları ilan edilmiştir. Şimdi artık hesabını tutamayacağımız kadar çoğaldı sokağa çıkma yasakları. Milletvekillerinin, basının dahi delemediği bu yasaklarla, işlenen insanlık suçları gizlenmektedir. Sokağa çıkma yasakları ilan edilip üzerine operasyon yapılan. elektriksiz, susuz kalan, açlık tehlikesiyle burun buruna gelen, evleri kurşunlanan, bombalanan. keskin nişancıların hedefi olan hatta yakınlarını yitiren insanlarımızı çok daha büyük tehlikeler beklemektedir. Devlet, yaklaşık 3 bin 800 öğretmeni savaş boyutundaki operasyon öncesi hizmet içi eğitim adı altında ilçelerden çıkarırken 40 bin öğrenciyi kaderlerine terk etmekle ve sağlık emekçilerini hastanelere hapsetmekle çok tehlikeli bir mesaj vermiştir. Eğitim ve sağlık başta olmak üzere tüm kamu hizmetleri savaş düzenlerine göre yer deri dizayn edilmektedir”

    Şehirlerin boşaltıldığını savunan Yücetaş, şunları söyledi.

    “Artık köyler değil. İlçeler. Şehirler boşaftı1makta. Özellikle çocuklar ve kadınlar hedef alınarak katledilmektedirler. Şimdi de toplumsal hafızanın yok edilmesi amacıyla tahrihi eserler tahrip edilmekte. Okullar. Hastaneler. Öğrenci yurtlan boşaltılarak şehirler polis karakolları karargahlar haline getirilmektedir. Büyük bir cezaevi haline getiriliyor  ülkemiz. Hükümet ve Meclisi bu konuda uyarıyoruz. Gidilen yol, kan ve gözyaşlarının sel olup akacağı bir yoldur. Durmayan kulaklara görmeyen gözlere de sesleniyoruz, bu topraklarda kimsenin ölmesini istemiyoruz biz kadınlar barışın tarafındayız görevimiz, insanlarımızın öldürülmesine seyirci kalmak değil, insanları yaşatmaktır. Bu iktidarın demokrasiye tahammülü yoktur. Yok ederek, yok sayarak, kırarak, ezerek, dökerek sorunları bitirmek, muhalefeti sindirmek istemektedir. Oysa çözümün ne olduğunu herkes biliyor. Çözüm, evrensel bir hak olan insan haklarının tanınması, temel sorunlarda demokratik çözüm için acil adımlar atılmasıdır. Çözüm, herkesin diline, kültürüne, doğasına özgürce sahip olmasıdır. Bunun bahşedilen bir lütuf değil bir ülkenin zenginliğinin açığa çıkması olduğunun herkesçe anlaşılmasıdır çözüm. Kısaca çözüm, Türkiye’nin gerçek bir demokrasiye kavuşmasıdır. Savaş isteyenler, katliam ve cinayetleri yaygınlaştıranlar şunu çok iyi bilsinler ki, bizler kardeşlerimizin elini sımsıkı tutacak her koşulda birlikte olacak, birlikte mücadele edeceğiz. Son kişi kalana kadar barış ve demokrasi mücadelesini sürdürmekten geri kalmayacağız. Gün yaşananları seyretme günü değil, içeride ve dışarıda savaş çığlıkları atanlara karşı yüksek sesle ve cesaretle öldürülenler bizim çocuklarımız diye haykırma günüdür”

    PHA

    CEVAP VER

    Lütfen yorumunuzu giriniz!
    Lütfen isminizi buraya giriniz