Adıyaman Üniversitesi Genç TEMA Başkanı Akay: “Ağacın Gölgesi, Suyun Sesi Yoksa İnsan da Yok”

    0
    61

    TEMA Vakfı Adıyaman Üniversitesi Genç TEMA Başkanı Abdullah Akay, 22 Mart Dünya Ormancılık Günü ve Dünya Su Günü dolayısıyla yaptığı açıklamada, “Ağacın gölgesi, suyun sesi yoksa insan da yok” dedi.

    Türkiye Erozyonla Mücadele Ağaçlandırma ve Doğal Varlıkları Koruma Vakfı (TEMA) Adıyaman Üniversitesi Genç TEMA Başkanı Abdullah Akay, Dünya su varlıkları ile ilgili yaptığı açıklamada; Dünyanın en önemli ekosistemlerinden biri olan su ve ormanlar arasındaki etkileşimin önemine dikkat çekti.

    Dünya Su Günü’nün bu yılki temasını Birleşmiş Milletler tarafından ‘Su ve Enerji’ olarak belirlendiğinin altını çizen Akay, “Türkiye de su fakiri olmasa bile su kısıtı olan ülkelerden bir tanesi. Türkiye’de kişi başına bin 519 metreküp su düşüyor. İklim değişikliği nedeniyle yaşanılan su sıkıntısının Türkiye’nin büyük bir bölümünü içeren kurak ve yarı kurak bölgelerde daha da artması bekleniyor. Bu durumda, su havzalarının korunması her geçen gün daha çok önem kazanıyor” dedi.

    Orman varlığının su kalitesi üzerindeki olumlu etkilerine değinen Akay, “Varlığı suyun varlığına bağlı orman ekosistemleri, yaşamın temel kaynağı suyun döngüsünde kritik rol oynuyor. Dünya üzerindeki toplam su akışının yüzde 60’ı dünya karasal alanının yüzde 30’unu oluşturan ormanlardan sağlanıyor. İstanbul da dahil olmak üzere dünyadaki büyük şehirlerin üçte birinin içme sularının büyük bir bölümünü ormanlık bölgelerden sağlıyor. Ormanlar yararlanılabilir su miktarı, yüzey ve toprak altında suyun akışı ve kalitesini önemli ölçüde etkiliyor. Ormanlarda ağaçların oluşturduğu tepe örtüsü ve bu tepe altında bulunan bitkiler ve organik materyaller suyun toprağı aşındırmadan yavaşça toprağa sızmasını sağlıyor. Mevsimsel değişmelere bağlı olarak akarsularda akış rejiminin düzenliliğini koruyor. Ormanların suya en büyük katkısı; sağladığı su miktarının yanında suyun kalitesini koruması olarak öne çıkıyor. Ormanlar tortulaşma kaynaklı düşük su kalitesi sorununu en aza indirgiyor. Ayrıca suya bağlı olarak ortaya çıkan arazi kaymaları ile sel ve taşkınların oluşmasını, çölleşme ve tuzlanmayı engelliyor. Yamaçlarda ve eğimli alanlarda doğal barikat görevi görüyor, su kaynaklarını ve yataklarını koruyor” ifadelerini kullandı.

    İnsanın doğanın parçası olduğunun da altını çizen Akay, “Özellikle su varlığımızın sürdürülebilirliğini sağlamak için Türkiye’de suya dair mevcut 40’ı aşkın yasal düzenlemeyi toparlayacak; bir çerçeve yasasına ihtiyaç duyuyoruz. Türkiye’de insanın parçası olduğu üstün ekosistemin yararını koruyacak nitelikteki Su Yasa Taslağı’nın gerekliliğinin bir kez daha altını çiziyoruz. Binlerce dönüm tarım alanlarına hayat veren akarsularımızın sanayi ve evsel atıklarla, kimyasallarla, jeotermal sularıyla kirletilmemesi gerekmektedir. Su sıkıntısı yaşayan ülkelerden bir tanesiyiz. Meyilli arazileri teraslamalıyız. Tarım arazilerimizi damlama sistemleriyle sulamalıyız. Ormansız dağlarımıza yamaçlarımıza seferberlik halinde fidan dikmeliyiz. Ağacın gölgesi, suyun sesi yoksa insanda, canlılarda yoktur” diye konuştu.

    CEVAP VER

    Lütfen yorumunuzu giriniz!
    Lütfen isminizi buraya giriniz